Longo Mai’li Dostlarla Film Gösterimi
Tarlada bezelyeler büyürken agroekoloji uygulama alanımızda Fransa’dan 50 yıllık bir kooperatif olan Longo Mai Komünü’nü ağırlıyoruz. 50 Yıllık çiftçilik deneyimleri ile hazırladıkları Tohumdan Tohuma belgesel seçkisini izleyeceğiz ve ardından komüne, tohumlara dair sohbet edeceğiz. Akılımıza takılanları sorup, ismi gibi uzun ömürlü bir komünden öğreneceklerimize odaklanacağız…
Şile’deki tarlamızda 16 mart 2025 tarihinde yaptığımız etkinliğimize Kadıköy’den mahalliler, kooperatif dostları ve Şile’den çiftçiler katıldı. Longo Mai’lilerin hazırladığı belgeseller içinden kendimizce bir seçki yaptık. Tohum nedir ile domates, biber, patlıcan bitkilerinin tohumları nasıl alınır ve saklanır konularında. Longo Mai Komünü hazırladıkları belgesellerde bilhassa altyazı kullanmıyorlar. Belgesellerin ilgili ülke diline çevrilmesini önemsiyorlar ve aslında bu tür filmlerde hem izleyip hem altyazı okumanın bilginin öğrenilmesini zorlaştırdığını düşünüyorlar. Belgesellerin türkçe diline çevrilmesinde ve halkın faydasına youtube kanalı üzerine yüklenmesine emeği geçen Bediz Yılmaz’a da ayrıca teşekkür ediyoruz.

Tarlada belgesel izlerken kuş cıvıltıları ve hafif bir meltem bize eşlik ediyor. Boy vermiş bezelye yaprakları bir o yana bir bu yana huşu içinde salınıyor. Ekranın gerisinde semaverimizden çay tıkırdama sesleri geliyor. Sanki birazdan hep bir ağızdan domates, biber, patlıcan şarkısını söyleyecek gibi hem neşeli hem de heyecanlıyız. 50 Yıllık bir komün deneyimi ile karşı karşıyayız hem de ülkede giderek kuraklaşan bir iklim varken. Bir yandan da bunca kolektif deneyim bir bir kapanıyorken. Yaklaşık 18 kişiyiz ve katılımcıların çoğunluğunda çiftçilik deneyimi oldukça az. Aynı dili konuşmasakda Longo Mai’li arkadaşlarla sanki yıllardır tanışıyor gibiyiz. Başka bir dünya mümkün derken bunu başaran bir komün ile yanyanayız ne de olsa…
Longo Mai 1960’ların sonlarındaki isyan hareketlerinde yer almış olan iki sol grubun (Avusturya’dan Spartakus ve İsviçre’den Hydra) 30 kadar üyesi başta olmak üzere 10 farklı ülkeden gençler 1972 yılında İsviçre’nin Bâle kentinde toplanarak, kendi ifadeleriyle “şiddete yönelmek ve yıkıcı olmak yerine kendi dünyalarını kurma ve işsizlikle, geleceksizlikle karşı karşıya kalmış olan Avrupa gençliğine farklı bir perspektif sunma isteğiyle” harekete geçmeye karar vermişler. Toplantının sonuç bildirgesinde “dayanışmacı, barışçıl ve demokratik bir Avrupa kurmak için gençlerin öncülüğünde tarımda, zanaat ve sanayide özyeterliliği hedef edinen kooperatif tipi yapılanmaların oluşturulması” kararı yer almış. Kooperatif uzun ömürlü olsun diye adına Longo mai denilmiş. Bugün Fransa, Avusturya, Almanya, İsviçre, Romanya ve Ukrayna’da olmak üzere 5 tanesi Fransa’da toplam 10 kooperatiften oluşan bir yapıya dönüşmüş. Çiftçilik, peynircilik, ormancılık, hayvancılık, dokumacılık gibi farklı alanlarda çalışmalar yürüten ve kendi özerkliğini sağlayan kooperatifin bir de radyo kanalı bulunuyor.

Longo Mai’ler kuruluşlarından itibaren sadece kendileri için değil mülteciler içinde çalışmalar yürütmüşler. 70’lerde Şili’den Fransa’ya gelen siyasi mültecilere evsahipliği yapmışlar ardından 76’da Avrupa’da yaşanan büyük kuraklıkta zarara uğrayan köylülerle dayanışmışlar. 78’de Nikaragua’dan kaçarak Kosta Rika’ya sığınan Sandinistlere bu yeni ülkelerinde benzer Finca Sonador komününü kurmalarına destek sağlamışlar. 1980 darbesi sonrasında Türkiye’den Avrupa’ya kaçan siyasi mültecilerin komünde barınmasına destek olmuşlar. Hatta o dönemlerden kalma Fatsa odaları var. Kürtlerle dayanışma kampanyaları düzenlemişler. Avrupa’da mülteci haklarının savunulmasında öncü rol üstlenmişler, hukuk alanında aktif mücadele vermişler, diktatörlüğün olduğu tüm ülkelere dair destek kampanyaları örgütlemişler. 90’larda Doğu ve Batı Avrupa arasında diyaloğun kurulmasında rol almak üzere Avrupa Sivil Forumu’nun kurulmasını ve ilk kongrenin Limans’ta yapılmasını sağlamışlar.
Belgeselin ardından Longo Mai’den gelen Nick ve Martina ile foruma geçiyoruz. Forum boyunca kooperatif dostumuz Kriaz Özdoğan’ın çeviri desteği ile Martina ve Nick belgesellerin nasıl oluştuğuna dair bilgi veriyorlar, endüstriyel tarım politikalarının yerel tohumların yetiştirilme bilgisini tehdit ettiğini vurguluyorlar. Hibrit ve patentli tohum sistemleri, çiftçileri her yıl yeniden tohum satın almaya zorlayarak onları büyük tarım şirketlerine bağımlı hale getiriyor, diyorlar. “Tohumdan Tohuma”, belgeseli ile geleneksel bilgiye dayanan, çoğaltılabilir tohumların önemini görünür kılmayı amaçladıklarını söylüyorlar. Toplam 40 kısa filmden oluşan belgesel serisi ile geleneksel tohum bilgisini korumayı ve yaygınlaştırma hedeflediklerini öğreniyoruz. Kendi tohumlarına sahip olmanın gıda egemenliğinin bir parçası olduğuna değinerek, tohumları korumanın sadece bir tarım pratiği değil; aynı zamanda temel bir hak ve endüstriyel tarım tekellerine karşı bir mücadele olduğunu söylüyorlar.
Forum süresince katılımcılardan gelen sorularla birlikte Longo Mai pratiğini konuşuyoruz. Ardından Martina ve Nick yanlarında getirdikleri tohumları paylaşıyorlar bizimle. Elimizde kavun, biber, salatalık gibi tohumlar var. Yaz ekimi için bunları denemeyi düşünüyoruz. Birlikte tarlayı geziyoruz bezelyelerimize bakıyoruz, yaşadığımız zorlukları paylaşıyoruz, tarla ile ilgili fikirlerini alıyoruz. Ardından atıştırmalıklarla devam ediyor sohbetlerimiz çaylarımızı yudumlarken. Tarladan ayrılırken, dinlediklerimiz ve öğrendiklerimiz mücadele gücümüzü artırıyor. Daha çok işimiz var diyoruz, Kadıköy Belediyesi desteğiyle sağlanan aracımızla yola koyuluyoruz…

